2024 ve 2025 yılları boyunca Antalya’daki sanat ortamları üzerine çeşitli sanatçılar, yetkili isimlerle bir araya geldik. Mini yazı dizilerimden biri de Antalya’daki galeriler dizisi oldu. Zaman zaman değerli galeri sahipleri ile gönüllü sohbet yazılarımda keyifle buluştuk. 2026’nın bu başlık altındaki ilk yazısı Alpek Sanat Galerisi üzerine olacak…Kendine has duruşu ve sunumları ile Antalya sanat ortamına nitelikli, rafine ve merakla beklenen sergilere ev sahibi bir galeri duruşu ile çok değerli katkıda bulunan bu sanat ortamını, yöneticilerini ve görüşlerini konuşalım istedim.
Alpek Sanat Direktörü Ayşe (Van) Hanımla sohbetimizde, dünyanın bu doğa harikası şehrinde bir sanat galerisini yaşatmak konusundaki motivasyonlarını, ileriye dönük planlarını keyifle konuştuk…
Ayşe hanım, şehrin turizmdeki tanınırlığının daha üst seviyelere çıkarılarak, çok çarpıcı tarihi/kültürel zenginliği ile özellikle bir sanat şehri olarak anılması hepimizin dileği…
Bu dilek çerçevesinde;
Alpek Sanat Galerisi’nin doğuş hikâyesi nedir? Bu fikri hayata geçirirken itici güç ne idi?
ALPEK SANAT, bugün bulunduğu Ali Peçen Plaza henüz inşa edilirken atılan bir fikirle doğdu. Binanın mimari sürecinde, Alpek İnşaat’ın Y. Kurulu başkanı Y. Mimar Fatma Erkılavuz, bu yapıda yalnızca iş alanların değil; sanatla yaşayan, üreten bir mekânında olmasını arzu ettiğini dile getirdi. “Bu binada bir sanat galerisi olmalı” fikri, Alpek Sanat’ın ilk tohumu oldu.
Bina tamamlandığında, Mert Erkılavuz kendi mimarlık ofisini burada kurdu ve mimarlık ile sanatı yan yana düşünen bir yaklaşımla “mimarlık ve sanat” birlikteliği mekânda somutlaştı. İlk döneminde resim, fotoğraf ve seramik sergilerine ev sahipliği yapan Alpek Sanat, pandemi süreciyle birlikte zorunlu olarak sessizliğe büründü.
Bu sessizlik, yıllar sonra benim Antalya’ya taşınma sürecimle ve Mert ile paylaştığımız ortak sanat merakıyla yeniden anlam kazandı. Alpek Sanat’ı yeniden hayata geçirme fikri, tam da bu dönemde bir niyet olarak ortaya çıktı. Mekânı yalnızca yeniden açmak değil; onu güncel sanatla, izleyiciyle ve düşünceyle yeniden buluşturmak istedik.

Bu kararın ardından, benim de ortak olmamla birlikte Alpek Sanat, Nisan ayında yeni bir açılışla tekrar sanatseverlerle buluştu. Bugün Alpek Sanat, geçmişinden aldığı mimari ve düşünsel mirası korurken; çağdaş üretimleri, farklı disiplinleri ve izleyiciyle kurduğu samimi ilişkiyi merkeze alan yaşayan bir sanat alanı olarak yoluna devam ediyor.

Galerinizin ruhunu nasıl tanımlarsınız? Burada sanatseverleri nasıl bir atmosfer bekler?
Alpek Sanat’ın ruhu, mekânla kurulan sessiz ama güçlü bir diyalogdan besleniyor.
Burası yalnızca eserlerin sergilendiği bir galeri değil; mimarlık, sanat ve düşüncenin bir arada var olduğu, izleyiciyi yavaşlamaya ve bakmanın ötesine geçmeye davet eden bir alan.
Galeride sanatseverleri karşılayan atmosfer, bilinçli bir sadelik üzerine kurulu. Mekân, eserlerle rekabet etmeyen; aksine onların nefes almasına alan açan bir yapı sunuyor. Burada amaç, izleyicinin yalnızca görmesi değil; hissetmesi, düşünmesi ve kendi iç yolculuğuna temas edebilmesi. Galerimizin açıldığı teras bahçemizde gelen ziyaretçilerimize aydınlık, nefes alabilecekleri bir zemin sunarken, heykel sergilerimiz için çok keyifli bir dış mekan platformu oluşturmakta.
Alpek Sanat’ta sanat, mesafeli bir vitrin nesnesi olarak değil; izleyiciyle ilişki kuran canlı bir deneyim olarak ele alınıyor. Bu nedenle galeriyi gezenler, sakin ama yoğun, dingin ama düşündürücü bir atmosferle karşılaşıyor. Zamanın biraz yavaşladığı, bakışın derinleştiği ve her serginin kendi hikâyesini fısıldadığı bir alan burası. Gelen kişilerin sadece duvarlardaki resimlere bakmaktan öte bir deneyimle ayrılmasını hedefleyen bir mekan olmasını arzu ettik.
*Galerinizde seçkisi sergilenen sanatçılarla ilgili seçiminizde öne çıkan kriterler nelerdir?
Galerimizde sergilenen sanatçıları seçerken temel kriterimiz, güçlü bir plastik dilin ve samimi bir üretim pratiğinin varlığı. Bizim için bir sanatçının yalnızca teknik olarak iyi olması değil; ürettiği işin bir düşünceye, bir içsel sürece ve zamana yayılan bir arayışa dayanması çok önemli.
Genellikle yakından takip ettiğimiz, üretimini beğendiğimiz ve çağdaş sanat içinde özgün bir dili olan sanatçılarla çalışmayı tercih ediyoruz. Bu noktada, farklı şehirlerde ve sahnelerde üreten çağdaş ressamları Antalya’daki sanatseverlerle buluşturmak bizim için ayrı bir motivasyon kaynağı. Alpek Sanat’ı, yerel izleyici ile güncel üretimler arasında bir köprü olarak konumlandırıyoruz.
Aynı zamanda mekânın ruhuyla sanatçının üretimi arasında bir uyum arıyoruz. Sergi, yalnızca yan yana gelen işler toplamı değil; mekân, eser ve izleyici arasında kurulan bütünlüklü bir deneyim olmalı. Bu nedenle seçkilerimizde sezgisel ama bilinçli, özgür ama tutarlı bir küratoryal çizgi izliyoruz.
*Galerinizde eserlerini sergileyen sanatçılarla nasıl bir bağ kuruyorsunuz? Onların hikâyeleri sizi nasıl etkiliyor?
Galerimizde eserlerini sergilediğimiz sanatçılarla kurduğumuz bağ, yalnızca profesyonel bir iş birliğinin ötesinde, karşılıklı bir güven ve anlayış üzerine kuruluyor. Birlikte çalıştığımız sanatçılarla üretim süreçlerini, arayışlarını ve zaman içinde dönüşen dillerini yakından takip etmeye özen gösteriyoruz.
Benim için bir esere bakarken hissettiğim duygu çok belirleyici. İlk temas anında bende bir karşılık uyandırmayan, içimde bir soru ya da his bırakmayan işlerle uzun soluklu bir ilişki kurmam mümkün olmuyor. Bu yüzden seçkilerde sezgisel bir alan her zaman var. Eserle kurduğum duygusal bağ, sanatçının hikâyesini merak etmeme; hikâyesi ise eseri daha derin bir yerden okumama imkân tanıyor.
Sanatçıların kişisel yolculukları, üretim motivasyonları ve hayatla kurdukları ilişki, sergilenen işlere görünmeyen bir katman ekliyor. Biz bu katmanı izleyiciyle paylaşmayı önemsiyoruz. Alpek Sanat’ta eserler yalnızca duvarda duran nesneler değil; arkasında bir düşünce, bir duygu ve bir yaşam deneyimi taşıyan anlatılar olarak yer buluyor.
Antalya’da sanat ortamını nasıl görüyorsunuz? Sizce burası sanat için nasıl bir şehir? Buna bağlı olarak; Antalya’daki sanatseverlerin ilgisi sizi nasıl etkiliyor? Beklediğinizden fazla mı, yoksa hâlâ keşfedilecek çok şey mi var? (Antalya’da sanatın geleceği hakkında hayalleriniz neler?)
Antalya’da sanat ortamına dair algı, bizim için Alpek Sanat’ı yeniden hayata geçirirken en çok konuşulan konulardan biriydi. Açıkçası yola çıkarken “Burada sanatla ilgilenen çok az insan var”, hatta “Bu bir delilik” diyenler oldu. Buna rağmen biz, inandığımız bir fikri hayata geçirmeyi seçtik ve bu inançla hareket ettik.
Bugün geldiğimiz noktada, Antalya’daki sanatseverlerin ilgisi bizi beklediğimizin de ötesinde motive ediyor. Sergilere gelen izleyicilerin geri dönüşleri, kurulan diyaloglar ve eserlerle kurdukları bağ son derece kıymetli. En mutlu eden şeylerden biri ise, yalnızca Antalya’dan değil; çevre şehirlerden, hatta farklı şehirlerden duyup galeriyi ziyaret etmeye gelen sanatseverlerin olması. Bu, doğru bir ihtiyaç alanına temas ettiğimizi hissettiriyor.
Elbette hâlâ keşfedilecek çok şey var. Antalya’da sanat ilgisi her geçen gün gelişiyor, derinleşiyor; ancak yolun başında olduğumuzu da biliyoruz. Bu süreci bir eksiklikten çok, büyük bir potansiyel olarak görüyorum. Doğru destekler, sürdürülebilir kültürel yatırımlar ve sanat üretimini teşvik eden yapılarla Antalya’nın, İstanbul’dan sonra anılabilecek güçlü bir sanat ve kültür şehri olma potansiyeline sahip olduğuna inanıyorum.
Alpek Sanat olarak bu yolun bir parçası olmak, bu dönüşüme katkı sağlamak ve sanatın şehirle kurduğu ilişkiyi güçlendirmek en büyük motivasyonlarımızdan biri.
Yurtdışı sanat galerileri ve/veya sanat organizasyonları ile iş birlikleriniz var mı? İş birliğiniz yoksa; hangi galeri ya da organizasyonlar ile iş birliği yapmak isterdiniz?
Şu an için Alpek Sanat’ın yurt dışındaki galeriler ya da sanat organizasyonlarıyla aktif bir iş birliği bulunmuyor. Ancak bu, bilinçli bir tercih. Önceliğimiz, galerinin kimliğini sağlam bir zeminde kurmak, bulunduğu şehirle güçlü bir bağ oluşturmak ve kendi küratoryal dilimizi netleştirmekti.
Bununla birlikte, uluslararası sanat ortamını yakından takip ediyor ve gelecekte yurt dışı iş birliklerine açık bir vizyonla ilerliyoruz. Özellikle çağdaş üretimi destekleyen, sanatçı–mekân–izleyici ilişkisini önemseyen galeriler ve bağımsız sanat inisiyatifleriyle bir araya gelmeyi çok isteriz. Ortak sergiler, sanatçı değişim programları ya da proje bazlı iş birlikleri, Alpek Sanat’ın ilerleyen dönem hedefleri arasında yer alıyor.
Bizim için iş birliği, yalnızca coğrafi bir genişleme değil; düşünsel bir ortaklık anlamına geliyor. Doğru zamanda, doğru yapılarla, karşılıklı beslenen ve sürdürülebilir ilişkiler kurmayı önemsiyoruz.
Dijitalleşme sanat dünyasını nasıl değiştirdi? Siz bu değişime nasıl uyum sağlıyorsunuz?
Dijitalleşme, sanat dünyasında yalnızca üretim ve sergileme biçimlerini değil; sanatın dolaşımını, görünürlüğünü ve izleyiciyle kurduğu ilişkiyi de köklü biçimde değiştirdi. Bugün bir sanatçıya ya da sergiye ulaşmak çok daha hızlı ve erişilebilir; bu da sanatın daha geniş kitlelerle buluşmasına imkân tanıyor.
Biz bu dönüşümü bir tehditten çok, doğru kullanıldığında güçlü bir araç olarak görüyoruz. Alpek Sanat için dijital alan; fiziksel mekânın yerini alan bir alternatif değil, onu tamamlayan bir uzantı. Sosyal medya ve dijital platformlar aracılığıyla sergilerimizi, sanatçı hikâyelerini ve üretim süreçlerini daha fazla insanla paylaşabiliyor; galeriyle ilk teması çoğu zaman dijitalde kuran izleyiciyi fiziksel mekâna davet edebiliyoruz.
Buna rağmen, sanatla kurulan gerçek bağın hâlâ mekânda, eserin karşısında dururken oluştuğuna inanıyoruz. Dijital dünyayı görünürlük ve iletişim için kullanırken; deneyimin asıl merkezini fiziksel karşılaşmada tutmaya özen gösteriyoruz. Bu dengeyi korumak, Alpek Sanat’ın dijitalleşme sürecine yaklaşımının temelini oluşturuyor.
Çevrimiçi sergiler veya dijital sanat konusunda planlarınız var mı?
Şu an için Alpek Sanat’ın ana odağı fiziksel sergi deneyimi. Biz, bir eserin karşısında durmanın, mekânla ve işle kurulan birebir ilişkinin hâlâ çok kıymetli olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle galerinin merkezinde her zaman fiziksel buluşma yer alıyor.
Bununla birlikte, online sergiler ve dijital sanat konusunu tamamen dışlayan bir yaklaşımımız yok. Doğru zamanda, galerinin ruhuyla örtüşen projelerle dijital alanı daha yaratıcı ve içerik odaklı biçimde kullanmayı düşünüyoruz. Özellikle sergi hikâyelerini, sanatçı anlatılarını ve üretim süreçlerini dijital platformlar üzerinden görünür kılmak, üzerinde düşündüğümüz alanlardan biri.
Dijital sanat özelinde ise, bu alandaki gelişmeleri ilgiyle takip ediyoruz. Ancak bizim için önemli olan, teknolojinin kendi başına bir amaç değil; sanatsal düşünceyi besleyen bir araç olması. Bu dengeyi kurabildiğimiz projelerde, ilerleyen dönemde dijital üretimlere de alan açmak mümkün olabilir.
Önümüzdeki dönemde Alpek Sanat’ın planları ile ilgili ipuçları? Yeni sergiler, etkinlikler?
Önümüzdeki dönemde Alpek Sanat’ta sergiler elbette olmaya devam edecek. Farklı disiplinlerden sanatçıları bir araya getiren, mekânla ilişki kuran ve izleyiciyi düşünmeye davet eden yeni sergiler üzerinde çalışıyoruz.
Bununla birlikte Alpek Sanat’ı yalnızca sergilerin takip edildiği bir alan olarak değil; sanat etrafında öğrenmenin, paylaşmanın ve birlikte düşünmenin mümkün olduğu bir buluşma noktası olarak kurguluyoruz. Bu doğrultuda, sanat temelli eğitimler, söyleşiler ve atölye çalışmaları önümüzdeki dönemde daha görünür olacak. Sanatçılarla yapılan sohbetler, farklı disiplinlerden konuşmacıların katıldığı etkinlikler ve katılımcının sürece dâhil olduğu workshoplar, bu yaklaşımın önemli parçaları.
Bizim için önemli olan, programların niceliğinden çok niteliği. Her etkinliğin galerinin ruhuyla uyumlu, samimi ve dönüştürücü bir deneyim sunmasını önemsiyoruz. Alpek Sanat, önümüzdeki dönemde de bu çizgide, yavaş ama sağlam adımlarla üretmeye ve paylaşmaya devam edecek.
En son olarak, her sanatçı ya da sanat ortamlarından profesyonellere yönelttiğim soruyu sizinle de paylaşmak isterim; bir sanat galerisi sahibi olarak sanatla ilgilenmek isteyen gençlere önerileriniz ne olur?
Sanatla ilgilenmek isteyen gençlere şunu söylemek isterim: Kendi sezgilerinize güvenin. Benim için de bu yol, baştan net bir planla değil; merakla, denemeyle ve zaman zaman cesaretle ilerledi. Her şeyin hemen netleşmesini beklemek yerine, sürecin sizi dönüştürmesine izin verin.
Bir eserin karşısında durup hissettiğiniz şey çok kıymetli. O his bazen kelimelere dökülemez ama sizi doğru yere götürür. O yüzden çok bakın, çok gezin, çok sorun. Kendi sorularınızla kalabilmek, bu yolculuğun en öğretici taraflarından biri. Kendi bakış açılarını geliştirmek, başkalarının yolunu kopyalamaktan çok daha öğretici.
Ve şunu da eklemek isterim: Sanat dünyası dışarıdan göründüğü kadar kolay bir alan değil. Ama gerçekten inanıyorsanız, seviyorsanız zorlandığınız anlar bile sizi büyütür. Sabırlı olun, kendinizi başkalarıyla değil, dünkü halinizle kıyaslayın. Yol, adım adım açılıyor. Belki de en önemlisi; sanata yalnızca bir kariyer hedefi olarak değil, hayatın bir parçası olarak yaklaşmaları. Zorlayıcı anlar olacaktır ama içten gelen bir merak ve samimi bir bağ varsa, bu yol her zaman öğretici ve dönüştürücü olur.
Ayşe hanım, bu değerli sohbet için çok teşekkürler...
Bu değerli sanat girişimi için kutluyor, Alpek Mimarlık/Sanat'ın çalışmalarında başarılar diliyorum.
İletişim:
https://www.alpek.com.tr/sanat
https://www.instagram.com/alpek_sanat/